Ürojinekoloji

Ürojinekoloji
  • 12 Şubat 2018

Üro-jinekoloji Nedir?

Kadın cinsel organları ile üroloji alanına giren mense idrar yolları birbirlerine çok yakın organlar olduğundan hastalıklarının tedavisi konusunda da iki branşın ortak alanı ortaya çıkmaktadır. Hem kadın anatomisi hem de ürolojik sorunları birlikte değerlendirebilen bilim alanına ürojinekoloji denmektedir.

En sık görülen bozukluklar nelerdir?

Sıklıkla mesane ve rahim ve barsakları taşıyan pelvik taban kaslarının bozukluklarına bağlı organ sarkmaları, idrar kaçırma, tekrarlayan enfeksiyonlar, kanamalar, pelvik ağrı, kadın cinsel fonksiyon bozuklukları sayılabilir. Burada tek bir sistem olarak görülerek yapılacak tedaviler için her iki sistem konusunda da yeterli eğitimli bireylerin çalışması gerekmektedir.,

Pelvik Organ sarkması neden olur?

Ne yazık ki insan anatomisinde en kuvvetli kaslarımız karın bölgesinde olup esas yerçekimi nedeni ile bütün karın içi organların ağırlığını ince bir kas demeti olan pelvik taban kasları taşımaktadır. Bu kaslar özellikle gebelik, hormonal etkiler ile karıniçi basıncın artmasına neden olan kabızlık, sık öksürme gibi durumlarda devamlı baskı nedeni ile gevşeyebilmektedir. Sonuç olarak da taşıyamadığı organlar başta mesane olmak üzere vajen içine doğru sarkmaya başlar. Mesane dışında rahimin kendisi veya barsaklar da vajen boşluğununun içine ve hatta dışına doğru çıkabilir. Mesanenin sarkması idrar kaçırma, dışarı çıktığında ciddi estetik sorunlar, sürtünmeye bağlı yaralar, enfeksiyonlar gibi farklı şikayetlere yol açar. Mesane sarkmasını arttıran nedenler:

  • Zor doğum
  • Yüksek doğum ağırlıklı çocuklar
  • Çok doğum
  • Karıniçi basıncın devamlı yüksek olmasına neden olan durumlar
    • Kronik kabızlık nedeni ile ıkınma
    • Ağır kaldırmayı gerektiren meslekler
    • Akciğer hastalığı nedeni ile devamlı öksürüğün tekrarladığı durumlar ( KOAH)
  • Hormonların azalması ( doğal olarak menapoz sonrasında azalan hormon seviyeleri kas gücünü azaltmaktadır)
  • Aşırı kilo

Organ sarkmalarından korunabilir miyiz?

Düzenli egzersiz, özellikle doğum sonrasında pelvik taban kaslarını çalıştırıcı gerek pasif gerekse de aktif egzersizler kas bütünlüğü için önemlidir. Doğru egzersizin yapılması burada özellikle vurgulanması gereken bir özelliktir. Karıniçi basıcının artmasını sağlayan diğer egzersizler tam ters etki yapabilmektedir. Kilo kontrolü yine önemli noktalardan bir tanesidir. Kilo artışı ile pelvik taban kasları üzerine binen ağırlık da artmakta ve kasların zayıflamasına neden olabilmektedir. Bunların dışında basit ama yapılması gereken en önemli noktalardan bir tanesi de kabızlıktan kaçınmaktır. Bol sıvı tüketmek, lifli gıdaların kullanılması ve hareket barsak sağlığı ve dolayısı ile de pelvik taban kuvveti için önemlidir.  Öksürüğün sık ve kuvvetli olduğu kronik akciğer hastalıklarında da doktor takibinden mümkün olduğu kadar ataklardan korunmak ve tekrarlamaması için ilaç kullanımı önerilmektedir. Sezeryan ile doğum bir miktar koruyucu olmasına rağmen kesin olarak engelleyici değildir. Kişiden kişiye durum değişebilmektedir. 9 ay boyunca karın içinde bir bebek taşımak da tek başına bir risk faktörüdür.

Sarkma olduğunda nasıl anlarım?

Vajenden ele gelen kitle olması veya öksürme, hapşırma durumlarında idrar kaçırma var ise şüphelenilmesi gerekir. Bunlar dışında çoğunlukla düzenli kontrollerin yapılması sırasında fark edilmektedir. Ağrı ve sızı pek olmamaktadır. Ancak ileri sarkmalarda sarkan organın iç çamaşırına sürtünmesi nedeni ile tahriş, kaşınma ve yanma hissi de görülebilmektedir.

Tedavide neler yapılmaktadır?

Bu noktadaki değerlendirmemiz sadece organın sarkması mı yoksa bununla birlikte idrar kaçırma gibi bir ek bulgunun da olup olmadığına dayanmaktadır. Sonuçta yapılacak tedavinin hastanın yaşam kalitesini arttırmak amacı olduğundan hastanın şikayetleri ve gündelik hayatını ne kadar etkilediği konularında değerlendirme yapılıp hasta ile birlikte tedavi seçenekleri sunulmaktadır. Basamaklı bir tedavi şeması uygulanmaktadır:

  1. Basamak: Gündelik yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi: kilo kontrolü, pasif ve aktif pelvik taban egzersizleri, kabızlık ve karıniçi basınç artışına neden olan sorunların ortadan kaldırılması başta yapılması gerekenlerdir. İdrar kaçırma ile ilgili sorunlar için de sarkmanın derecesine göre düzenli işeme eğitimi ve sıvı almak rejimi düzenlenmesi ön plandadır.
  2. Basamak: Non-invaziv (girişim gerektirmeyen tedaviler): Temel amaç organları taşıyan kaslar ve bunlarının liflerinin kuvvetlendirilmesidir. İlk basmakta pelvik taban kasların yönelik manyetik sandalye oldukça etkili bir yöntemdir. Haftada 2-3 kez 15 dakikalık  seanslar halinde ağrısız olarak hastanın sadece altında manyetik bir coil içeren sandalyede oturarak pelvik taban kaslarını çalıştırmasını sağlayan bir yöntemdir. Kişinin istese bile kasamayacağı kasların bir manyetik alan sayesinde kasılmasını sağlayan bir yöntemdir. Hastanın kendisinin de herhangi bir işlem yapmasın gerekmediğinden ileri yaşlarda bile uygulanabilmektedir.
  3. Basamak: Vajinal Lazer uygulaması: Son yıllarda popüler olmaya başlayan bir yöntemdir. Aslında vücudumuzun kendini tamir etme mekanizmalarını aktive ederek işe yarar. Vücudumuzda bir hasar olduğunda onu tamir eden mekanizmalar vardır. Lazer kaslarda ısı yaratarak tamir hücrelerinin bu bölgelere hücum etmesini ve dokuların sağlamlaşmasının sağlayan bir yöntemdir. Lokal anestezi bile gerektirmeyen yine 15-20 dakika gibi kısa bir sürede etkisini gösteren son derece basit bir işlemdir. 1-3 uygulaması sonrasında ciddi başarı elde edilebilmektedir. Aynı zamanda vajen dokuları içindeki damarlanmanın da artması ile sadece  sarkma için değil diğer vajinal şikayetler içinde tek bir tedavi ile iyileşmeler sağlanmaktadır.
  4. Basamak: Cerrahi: Organ sarkması ileri derecede ise o zaman gevşemiş ve hatta yırtılmış dokuların dikilmesi gerekmektedir. Bunun için cerrahi etkili ve başarılı sonuçlar sunmaktadır. Özellikle idrar kaçırma sorunu olanlarda da iyi sonuçlar alınmaktadır. Cerrahi vajinal yolla veya karından robotik olarak da yapılabilmektedir. Sarkmaya neden olan zayıflığın yerine hastanın genel durumuna bağlı olarak hasta ile konuşularak tedavi yöntemine karar verilebilir.

Tekrarlayan idrar yolları enfeksiyonları neden olur?

Yetersiz hijyen, korunmasız cinsle ilişki ve bazen de lüzumundan fazla kullanılan antibiyotikler enfeksiyonların tekrarlamasına neden olabilir. Hepimizin vücudunda zaten mikroplar bulunur ancak bu mikropların vücudumuza yerleşip sıkıntı yaratmasını engelleyen mekanizmalar vardır. Bu mekanizmaların iyi çalışmaması idrar yolları enfeksiyonlarının tekrarlamasına neden olur. Vajen duvar kalınlığı ( ki bu hormonlardan etkilenmektedir), vajen içindeki iyi mikroplar, korunmasız cinsel ilişki, ilişki sırasında yeterince kayganlık olmamasına bağlı zedelenmeler, hijyenik olmayan tuvalet kullanımı veya yanlış taharetlenme mikropların rahatlıkla yerleşmesine ve idrar yollarında enfeksiyon yaratmasında etkili olabilmektedir.

Menapoz sonrasında enfeksiyondan nasıl korunmalı?

Menapoz ile birlikte vajen içini döşeyen tabaka incelmeye başlar ve burada buluna koruyucu tabakanın azalması ile mikropların içeri yerleşmesi ve vücut savunma mekanizmlarımızın bu giren mikroplara müdahale etmesi zorlaşır. Bu nedenle enfeksiyon daha sık görülmeye başlar. Vajen içindeki iyi mikroplar adı verilen laktobasiller de dışarıdan mikropm girişini önleyen önemli bir koruyucudur. Ancak hormonal etkiler ve vajinal damarlanma azalması ile bunların sayısı da azalır. Bir de buna basit bir enfeksiyon için lüzumundan fazla antibiyotik kullanımı eklendiğinde iyi mikroplar tamamen ölür ve dışarıdan başka mikropların buraya yerleşmesi o kadar kolaylaşır. Yine vajen hijyeni için fazla antispetik kullanılması da benzer etkiler yapabilmektedir. Lüzumsuz antibiyotik kullanımından kaçınılması, bol sıvı tüketilerek mikropların devamlı yıkanması ve dokulara yapışmasının engellenmesi ilk dikkat edilmesi gereken korunma yöntemleridir. Bunun dışında c-vitamini idrar yollarının enfeksiyondan korunmasında etkilidir. C-vitamini asit yapısındadır ve idrar yolu ile atılır, vücutta birikmez. İdrarla atıldığında da idrarı aside doğru çeker. Asit ortamda mikroplar üreyemeyeceğinden basit bir şekilde koruyucu bir etki gösterir.  Eğer enfeksiyon ayda 1 den fazla tekrarlıyor ise ve antibiyotik tedavisi yeterli gelmiyor ise o zaman vajinal duvar kalınlğının arttırılması için vajinal lazer yine oldukça etkin bir görev yapabilmektedir.